14 Ocak 2024 Pazar

2024 Ocak Şubat Okuduklarım

               

_____________________________________________

2024 Ocak Şubat AYI ÖZETİ
_____________________________________________
                

      
       

      


_____________________________________________




Mektub

Paolo Coelho çıldırmış. Enerji meseleleri, din diye diye kafayı yemiş çok açık. Türkiye'den de okuyucuları çok. Onlar da aptal aptal şeylere inanıyor, onlara uygun bir şeyler yazsana denmiş çok belli bu da. O da oturmuş yazmış. Muhafazakar kesimin salyalar akıtarak okuyacağı bir tarzda kitap çıkarmış. Yıllar önce ilkokuldayken Tavuk Suyuna Çorbalar diye bir kitap okutmuşlardı. İnsanlar o kadar vasat ki vicdan geçen tüm hikayelerde duygusal mastürbasyona hemen düşüyorlar. O başlık altında en son hatırladığım 20-25 arası devam kitap getirmişlerdi seriye dönüşmüştü. Sevgili Paolo önce Mete Gazoz dedin, ülkedeki vicdan vicdaaaan diye gezen ablalarımızın aklını almak için ticari bir işe imza attın şimdi de 3-5 dokunaklı laf edeyim, bir öğretmen bir öğrenci yaratayım, Simyacı'da kör göze soktuğum konuyu anlamayan aptallar için biraz daha açayım dedin. Çıkardın kitabı. Yine tuttu. Tutar da. Çünkü etkilenir insan böyle hikayelerden. Yine de senden kötü o kadar çok yazar var ki 1 puan veremiyorum sana karşı. Onlardan bile iyisin bu halde bile. Ah be Coelho. Niye böylesin?




➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤



Döngel Dünya

Ethem Baran ile tanışma kitabım oldu. Döngel dünya gündelik hayattan hikayeler arasında kuş tüyü gibi geziyor. Çokça bozkır, iyi niyet içeriyor. Ethem Baran'ın iyi bir yazar olduğunu düşünüyorum. Ancak o kadar sade ve basit ki konular karakterlerin hiçbirisini hatırlamayacağımdan eminim. (İçerik anlamında ya da yazım dili anlamında değil, durumun kendisinin hiç ilgi çekici bir yanı yok) Türkçe sınavlarında paragraf sorularında kullanılabilecek bir matematik ile yazıyor. Benzer bir hissi Mustafa Çiftçi'de hissetmiştim. Kalem kuvvetli, olayları ele alış biçimi tutarlı ve sade ancak hikayenin kendisi çok zayıf. Hikayenin bir yere varması da gerekmiyor üstelik. Sadece sıradan insanların sıradan hayatlarını incelikli biçimde okumak pek sarmıyor artık beni. Bu tarzdan hoşlananlar deneyebilir. Ben de üst üste olmasa da ara sıra yazarın diğer kitaplarını da deneyimlemek istiyorum. 




➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤



Gizli Hava Müzesi

Cem Akaş bu kitap ilk basıldığında ismini yazmamış. 6 büyük yazarın ağzından yazılmış bir kitap olarak basılmış. Yeni basımda bu sefer yazar ismini de görmekteyiz. Cortazar, Calvino, Barthelme, Asimov, Burgess, Borges yazarlarının birer öyküsünü satın alıyoruz gibi hissettiriyor. Cem Akaş bu şekilde ne yapmaktadır nereye varmak istemektedir hiçbir fikrim yok. Ancak yaratıcılık yazarlıkta yeni bir soluk daha getirdiği aşikar. Hikayelerin bağlam olarak aynı dünyada mı geçtiği, aynı bağlamda mı yer aldığını da bilmiyoruz. Hikayelerin kendi içerisinde bile zaman zaman bütünlük oluşturmadığını da görüyoruz. İlginç bir deneyimdi. Farklılık isteyenlere tavsiyedir. Alışageldik bir öykü kitabı isteyenlere pek hitap etmeyebilir.




➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤




Söyleme Bilmesinler

Şermin Yaşar'ı ara sıra kitapların arasında soluklanmak için okurum. Bütün öyküleri benzer tınıda yer almakta ancak hiç hayalkırıklığına uğratmazdı. Söyleme Bilmesinler de Şermin Yaşar'ın karakter yaratımındaki ustalığını da görüyoruz bu sefer. Aslında yine kendi dünyalarında sıkışmış birçok karakterin bir aile (aile olamayan) etrafında kümelenmelerini görüyoruz. Karakterlerin tamamı sevgisiz ve sadakatsiz aslında. Bunun nedeni de coğrafya ve ailevi gelenekler. Toplum baskısını, aile kavramını o kadar iyi anlatıyor ki, alın diyor işte sizin yarattığınız dünyada hiçbir çocuk hiçbir birey mutlu olmuyor. Bırakın kendilerine dünyayı, herkes doya doya sevişsin, sevsin, terk etsin, kendisini tanısın. Birey olmanın da ilk şartını sağlıyor böylece. Bu nedenle Ekrem ve Çiğdem karakterlerini sevdim. Diğerlerini de çok iyi anladım ama ısınamadım. Yaşadığımız çevrede herkesin bir duygu katili olduğunu ve bununla yaşamalarını yediremeyenlerin vicdan adı altında bize rol kestiklerini de anlamış oldum. Şermin Yaşar'a minnettarım. Çok iyi bir iş çıkarmış.

"Neşe, kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun, o an ferahlıyorsun. Sonra uçuyor gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor."

"Yapayanlış örülmüş bir hırka giymişim yıllardır, onunla ısınmaya çalışmışım gibi hissediyorum kendimi. Babam anlattıklarıyla o hırkanın bütün ilmeklerini söktü. Eline yumağı dolayıp yavaş yavaş söktü üstümdeki hırkayı, çırılçıplak kaldım."

"Abi benim annemi babam, akşam karanlığında sokak ortasında vurdu. Ben hava kararınca korkuyorum. Beni eve gönderir misin?" dedi.


➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤



Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam

Fourner'in ülkemizde yayınlanan bütün kitaplarını aldım, ilk defa okuyorum. Çok sevilen yazarlara karşı bir ön yargı ile yaklaşırım her zaman. Başlarken de bu tedirginliğim arttı. Sorunlu bir baba figürü ve kurban olan aile okuyacağımı zannettim. Ancak birkaç sayfa sonrasında öyle bir aktı ki anılar bitirmeden bırakamadım. Fourner'in inanılmaz keskin bir mizahı var. Bazı acıların üzerini sansürlemeden öyle bir güldürü unsuru yerleştiriyor ki, bu yazar farklı bir noktadan bakıyor diyorsunuz. Örneğin, babanın gerçekleştirdiği toksik ilişkiyi, babanın yorgun olmasına bağlıyor. Çocuk gözüyle farkındalık bu olsa gerek. Baba yorgun ise, baba sorun çıkarmış. Klasik amnezi. Ama anlıyoruz ne yaşandığını. Olanı bir mizahi şova çeviriyor ve asla gülmüyor Fournier. Bu da etkiyi artıran bir unsur. Acının tatlı tebessümü kalıbı sanırım Fournier kitapları için kullanılabilir. 


"Sigarayı yaktım, sonra dumanını iyice içime çektim ve öksürmeye başladım; gözlerim yaşla doldu, az kalsın boğuluyordum, sırtıma vurmak zorunda kaldılar. Tıpkı, doğduğum gün, babamın yaptığı gibi. Büyük olarak yaşamım kötü başlıyordu."











➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤



Nereye Gidiyoruz Baba?

Fourner kendisi ve ailesiyle ilgili alaylı yazılarına devam ediyor bu kitabında da. Fournier iki adet engelli çocuk sahibi bir babayken yaşadıklarını dalgaya alarak yazdığı kitapta, hem duygusal biçimde olayları ele alıyor alt metinde hem de şansızlıkla yaşam negatiflikle yaşamak zorunda kalmak ile ilgili sorunlar yaşayanlara güzel bir seçenek vaad ediyor. Fournier her satırında iç çekerek gülümsetiyor. 




➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤








➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤




➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤


BONUS







➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤




DERGİ DAĞILIMI




➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤

YAYINEVİ DAĞILIMI





➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤➤


2024 OCAK - 2024 ARALIK
OKUNAN KİTAPLAR & DERGİLER





















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder