31 Mart 2016 Perşembe

2016 Nisan Ayında Okuduklarım

Özet Geç Şeysi : Okuduğum kitapları yorumlar ekleyerek, gelecekteki kendime not düşme amacıyla vakit harcadığım bu blogda; faydalanmak isteyenlere bir kaç fotoğraf ve puan ilavesi ile ayda bir yayınlayacağım şekilde sunuyorum.
--------------------------------------



Haw - Kemal Varol
Kemal Varol idefix' en iyi 50 kitap listesiyle tanıştığım bir yazar, sitenin geçen senenin en dikkat çeken kitabı olarak nitelendirmesiyle birlikte okuma fırsatı buldum. Bir köpeğin bakış açısıyla ülkenin doğu-batı fotoğrafını görmekteyiz. Öyle güzel bir anlatım var ki kitapta, tamamen köpek moduna geçip gerçekten de o gözle bakabiliyorsunuz. Bitirdikten sonra köpeklerle konuşmaya bile başlayabilirsiniz :) alt metinde ise Türk-Kürt sorununu ele alıyor. Pek suya sabuna bulaşmadan bu konuyu kitaba yedirmiş, sadece bir kaç noktada eleştiriler yer alıyor. 
Genel anlamda Murat Uyurkulak tadı aldım. Ancak onun kadar sert değil dili. Kurgu olarak da 2 karakter kullanarak değişim sağlanmış ve sıkıcılık azaltılmış. Sonunu ayrı bir beğendim. 
Hoş bir kitaptı ve sanırım etkileyici kitaplar listesine girmeye hak kazanıyor. 

 8/10
 (Okunmalı, saklanmalı) 
İletişim Yayınları, 14.82 tl, 230 sf, 2014




Oğullar ve Rencide Ruhlar - Alper Canıgüz
Afilli filintilar yazarından afilli bir kitap. Adını Albert Camus'dan alan Alper Kamu 5 yaşında olmasına rağmen hiç de öyle göstermeyen bir çocuktur. Hayattan bunalmış bir vaziyette kendisini bir cinayetin ortasında bulur ve olaylar gelişir. İnanılmaz akıcı biçimde de okunur. 
Kahkaha attıran çok ender kitaplar vardır, bu da onlardan biriydi. Resmen bazı yerlerde uzun süre gülmüşlüğüm var. Çok ince bir zekaya sahip Canıgüz. Biraz Serbes, biraz da Menteş havası var. 
Kurgu ve duygusallık ise üstüne tuz biber oluyor. Tek beğenmediğim yeri "Böyle buyurdu Zerdüşt" kısmı oldu. O güzelim akıcılık bir anda tutunamayanlara bağlanarak zorluyor insanı.
Okumayanınız azdır belki ama henüz tanışmadıysanız Alper Kamu ile tanışın.

 8/10
 (Okunmalı, saklanmalı) 
April Yayınları, 13.14 tl, 204 sf, 2003






Alper Kamu Cehennem Çiçeği - Alper Canıgüz
Alper Canıgüz'ün Alper Kamu karakterinin #2. kitabı. Önceki kitabın üstüne koyarak ilerlenmiş, bazı hikayeleriyle (Karanfil kız) kanımı dondurmuş, hem güldüren hem cidden üzen bir kitap oldu Cehennem Çiçeği. İlk kitaba göre cinayet çözümlemesi çok daha başarılı ve iyi yedirilmişti, karakterimiz biraz daha olgunlaşmış ancak yaşı sabit kalmış vaziyette yine yanıbaşımızdaymış gibi öyküyü yansıtmakta bizlere. 
Canıgüz'ün merak edilesi bir iç dünyası var. Mesleği gereği karakter tahlilini mükemmel yapıyor. Karakterin de babasıyla olan duygusal ve uzak ilişkisi, annesiyle olan eleştirel vaziyetleri tamamen psikolojik çözümlemelerden kaynaklı. 
Etkilendim. Selçuk Aydemir'in "Mahalleden Arkadaşlar" kitabı tadında geldi bu sefer. Tabii daha önce yazılmış olması tam tersi olduğu anlamına geliyor :) 

 8/10
 (Okunmalı, saklanmalı) 
April Yayınları, 10.80 tl, 224 sf, 2013





Olduğu Kadar Güzeldik - Mahir Ünsal Eriş
Marmara'dan Ege'ye doğru akan, aynı bu bölgenin yaz sıcaklığı gibi, insanın içine yavaştan dolan bir öykü kitabı "Olduğu Kadar Güzeldik". Adından da anlaşılacağı gibi biraz arabesk biraz gündelik bir kitap. Bölge insanını, doğasını adeta hissediyorsunuz. Öyküler B Filmi gibi, durum anlatıyor ve hiç bir yere bağlanmadan bitiyor. Sanki geçerken şahit olmuş gibisiniz. Akan hayatlara bu kadar paralel gidip de ufak dokunuşlarla içine geçebilmek güzel bir deneyim oldu. 
Mahir Ünsal Eriş'in kalemini beğendim. İlk kitabı ile birlikte diğer kitaplarını da mutlaka edinip okuyacağım. 


 7/10
 (Bir günde bitirilecek düzeyde) 
İletişim Yayınları, 9.88 tl, 128 sf, 2013





Dublörün Dilemması - Murat Menteş
Menteş, tarzını beğendiğim, kelimelerle iyi oynayabilen bir yazar. Bu kitapta da kurgusal açıdan güzel gelişmeler vardı. Baştan sonuna kadar heyecanı ve olayları belli bir seviyenin üstünde tutabilmek başarı aslında. Ancak üslup olarak tamamen Palahniuk okuyormuş hissine kapıldım. Kitapta geçen bilgiler, gel-git li durumlar "Gösteri Peygamberi" kitabı ile benzerlikler gösteriyordu. Bazı yerlerdeki zorlama benzetmeler biraz rahatsız etse de, genel itibari ile farklı anlatımı ile önerilebilecek kitaplar arasında yerini aldı.
İsimler, absürd durumlar ve hikayeler gerçekten ilgi çekiciydi. Son sayfadaki atıf ise böyle bir kitabın sonuna yakışmadı.
Yine de bitirmeden belirtelim saygı duruşu mahiyetinde : "Gencebay çalarken, arabadan inilmez!"


 7/10
 (Bir kaç günde bitirilecek düzeyde) 
İletişim Yayınları, 16.06 tl, 263 sf, 2005












Bonus




The Walking Dead - Comics (#1 - #24)
Walking Dead Evreni Frank Darabont sayesinde bundan bir kaç sene öncesinde hayatımıza girdi, ancak bu distopik dünyanın kökleri 10 sene öncesine dayanıyor. Image Comics, zombilerin dünyasını dramatik şekilde anlattığı serisi ile o dönemler gerekli başarıyı yakalayamamış, Tam da Marvel ve DC'nin çıkış senelerine denk gelen yıllarda büyük sükse elde edememiş, ancak öykünün çeşitlenmesi ve güzelleşmesi nedeniyle bazı kişilerin dikkatini çekerek kulaktan kulağa yayılmış. 
Bu bölümde de yer almasını da istedim, çizgi romanlardan daha çok bazı izlediğim animelerin mangalarını takip ederdim, ancak son dönemlerde merak sardığım comics olayına Walking Dead'i de katmak istedim. Dizi ile farklılıklarının olduğunu biliyordum. Tam da 6.sezon biterken yeni sezona başlamadan bir kaç spoiler alayım ve nasıl farklılıklar var göreyim diyerek başlangıç yaptım. 
Şuan dizinin çok önünde seyreden seride ilk 24 fasikül için türkçe, diğerleri için ingilizce dökümanları elde ettim ve sanırım ay sonuna kadar bir 40 bölüm ilerlerim diye düşünüyorum. (Ay sonunda buralara tekrar uğrayacağım :))
Hatta dizi ile çizgi roman arasındaki farklar ile ilgili belki bir yazı dizisi paylaşabilirim daha sonra müsaitlik durumuma göre. Şimdilik hepsi bu kadar.

Çizgiler siyah beyaz, detay durumu idare eder, öykü güzel, akıcı ve çok hızlı ilerliyor. Genel anlamıyla standart comics için yeterince doyurucu.

 8/10
 (Takip edilesi) 
  


Bonus-II


X-Men Klasik Seri - Comics (#1 - #6)

Marvel son yıllarda atağa geçerek, Avengers üzerine yoğunlaştı, 2010 yılından itibaren peşpeşe bu seri için çıkardığı filmler ile seriyi renklendirdi, Yeni seri ve eski seri Avengers'a aşina olmamıza rağmen event denilen büyük olayların başlangıcı için bir kaç eski çizgi-romanı karıştırmak hiç fena olmayacaktı, bu yüzden Hulk, Silver Surfer ve X-Men klasik serilerinden başlamayı seçtim, düzenli bir okuma sırası olmadığı için herhangi birinden başlamanın yanlış olmayacağını düşünerek öncü birlik olarak X-Men evrenini seçtim. Deadpool, bir kaç X-Men filmi ve Wolverine oyunları dışında pek bilgimin olmadığı X-Men gelişimi için seriye en baştan başlamak keyifli oldu.

Çizgi roman kalitesi günümüzle ölçülemeyecek kadar eski ancak ekibin toplanması ve öykü gelişimi açısından güzel geliyor. Onun harici çizgiler ve renksiz oluşu bir miktar sıkabilir. Konu ağır ilerleyebiliyor.

 6/10
 (Nostalji olarak okunabilir) 
  








Kitapla kalın.

20 Mart 2016 Pazar

2016 Mart Ayında İzlenenler

Bu ay filmlerin kazandığı akademi ödüllerini de eklemeyi uygun gördüm. Bu film güzelmiş izlemek lazım dedikten sonra bir de oscar ödülü almış diyerek iştah kabartmaya yarayacağını düşünüyorum. Bir nevi öneriye apolet takma hesabı. : ) 
----------------------------------------------



Before We Go
Uzun uzadıya yorum yazmak istediğim bir film olmasına rağmen, daha başarılı örnekleri olduğu için kısa tutmayı yeğliyorum. Daha iyi örnekleri Before Sunset ve Before Sunrise. Bir gece süren unutulmaz ilişkiyi konu olarak almasıyla benzerlik taşıyor, göndermeleriyle zaten bu film önceden yapıldı biz de farklı bir bakış açısı getirdik demek istiyor. Bu durum aslında kötü izlenim bırakması gerekirken ilginç biçimde böyle gelmedi bana. Güzel bir spin-off 'muşcasına gibi izledim. Chris Evans keşke yönettiği filmi başkasına oynatsaydı diye düşünerek çok da kötülemeden bitirmek istiyorum. 
Imdb : 6,9
Rotten Tomatoes : 2,4 (underrated kalmış)
Sosyal Mühendis Kafası : 7,4




Lost in Translation
Acı veren bir film. Candy, Blue Valentine ve Take this Waltz gibi tarzını çok beğendiğim filmlere bir yenisi daha katıldı. Ancak bu sefer hikaye daha değişik, kaybeden iki insan var. Bazı zamanlar ne yaptığınızı neden orada olduğunuzu sorguladığınız anlar vardır. Bu anları çok güzel ayrıntılarla işlemişler filmde. Tokyo'da geçmesi, yabancılaşma hissiyatını artıran bir unsur olmuş. Beğendim ve bazı durumları sorguladım. Sorgulatan filmler hep en iyisidir. Yönetmenin Sofia Coppola olduğunuda belirteyim.
Imdb : 7,8 
Rotten Tomatoes : 9,5 (bu da overrated kalmış)
Sosyal Mühendis Kafası : 7,6
Akademi Ödülleri* : En iyi Özgün Senaryo 





Düğün Dernek 2
Selçuk Aydemir kafa olarak sevdiğim bir adamdır. İlk filmini  herkese önermesem de sevmiştim, ancak ikinci film tam anlamıyla zorlama olmuş. Herhangi bir Kardeş Payı bölümüyle eş değer espriler ve konu vardı. Yine de bu kadar popülist yapılmış bir filme rağmen ortalamanın altına düşmüyor. Umarım "Üsküdar'a Giderken" ve "İşler Güçler" gibi işlerin benzerlerini çekmeye gayret gösterir bundan sonraki filmler için. 
Imdb : 7,1 
Rotten Tomatoes : -
Sosyal Mühendis Kafası : 6,6



Inside Out
Söylenecek çok şey var film hakkında, uygun bir zamanda incelemesini yapmak istiyorum. Wall-e'den bu yana Miyazakileri saymaz isek animasyon alanında en iyi film diyebilirim. Belki de Wall-E'den de başarılı, şuan karar veremiyorum :) çok çok güzeldi. Senaristlerinden 2.filmi bekliyorum. Zaten bir kaç sahnede 2.filmin geleceği ile ilgili gönderme vardı. 
Imdb : 8,3 
Rotten Tomatoes : 9,8
Sosyal Mühendis Kafası : 8,3
Akademi Ödülleri* : En iyi Animasyon


EN İYİ FİLM ÖNERİSİ : INSIDE OUT
ÖNERİLMEYEN FİLMLER : -
EN İYİ OYUNCULUK :  LOST IN TRANSLATION
EN İYİ SİNEMATOGRAFİ :  LOST IN TRANSLATION
EN İYİ SEYİR ZEVKİ (AKICILIK) : 
 INSIDE OUT
EN İYİ MERAK HİSSİ :  BEFORE WE GO
EN İYİ KONU :  INSIDE OUT
EN İYİ MÜZİK :  BEFORE WE GO

ONUR ÖDÜLÜ :  WALKING DEAD 6.SEZON 9.BÖLÜM 
(Belirtmeden geçemezdim- o nasıl bir bölümdü öyle :)


17 Mart 2016 Perşembe

2016 Mart Ayı Okuduklarım

Özet Geç Şeysi : Okuduğum kitapları yorumlar ekleyerek, gelecekteki kendime not düşme amacıyla vakit harcadığım bu blogda; faydalanmak isteyenlere bir kaç fotoğraf ve puan ilavesi ile 2 ayda bir yayınlayacağım şekilde sunuyorum.
--------------------------------------




Ben Tek Siz Hepiniz - Hakan Bıçakcı
Hakan Bıçakcı, çağdaş Türk edebiyatının parlayan yıldızlarından. Yazarlık amacı olmadan aklına gelen hikayeleri içten biçimde anlatan Bıçakcı kitapları çok değişik atmosferleri bir arada barındırıyor. Genelde rüya- gerçek arasında gidip gelen hikayeleri benzerlik taşısa da kendi içerisinde bağımsız tatlar taşıyor. Özellikle ilk hikaye (nakavt) ve kapağa resmini veren kesik parmak hikayesine bayıldım. Her hikaye 5-6 sayfa sürüyor ve yolda kitap okuyanlar için mükemmel bir seçim gibi gözüküyor. Diğer kitaplarını sipariş verdim bile. Şiddetle tavsiye ediyorum.
8/10
 (Çağdaş Türk Edebiyatı en güzel örneklerinden) 
  






Kedi Beşiği - Kurt Vonnegut
Açıkçası hiç böyle bir kitap beklemiyordum. Çok okunan kitaplar genelde bana hitap etmez. Derinlik bulamam. Ancak bu sefer bambaşka bir dünyaya götürüyor Vonnegut. Mükemmel bir hikaye anlatımı var. Konu çok ilginç bir kere. Atom bombasını bulan bir dahi'nin çocuklarıyla ilgili araştırma yapan bir araştırmacıyla yola çıkan kitap, kimi zaman Bokonon felsefesiyle bizi tanıştırırken, kimi zaman modern dünya eleştirisi yer alıyor. Bazı olaylar bilim kurgu esintileri taşırken, çoğu durum bir durum trajedisini işaret ediyor. Başından sonuna kadar bir yolculuğa çıkıyorsunuz ve her karakterle birlikte yeni bir gerçek öğretiyor kitap.
Kısaca mükemmele yakın bir anlatımla birlikte inanılmaz bilgileri insana katıyor.
 9/10
(Ufuk açan kitaplardan, Baş yapıt!)




İyi Fikir Bulma Tekniği - James Webb Young
E-kitapların arasından yine bir yolculuk sırasında bitirmek üzere başladığım bu kitapta, reklam dünyasının dahi çocuğu olarak anılan James Webb Young'un hakkında yorumların bulunduğu ve yayınladığı ufak ama etkili yazılarının yeni bir çevrimine rastladım. İş geliştirme konularına yeni atanlara belki iyi bir başlangıç olabilir ama konuya aşina olanlar için kısaca batı cephesinde yeni bir şey yok : )
Bir kaç cümlesini not almama rağmen fazla bir şey katmadı kitap. 
 5/10
 (Vasat) 
  









Kitapla kalın.

13 Mart 2016 Pazar

2016 Ocak - Şubat Ayı Okuduğum Kitaplar

Özet Geç Şeysi : Okuduğum kitapları yorumlar ekleyerek, gelecekteki kendime not düşme amacıyla vakit harcadığım bu blogda; faydalanmak isteyenlere bir kaç fotoğraf ve puan ilavesi ile 2 ayda bir yayınlayacağım şekilde sunuyorum.
--------------------------------------
Ocak ve şubat ayları az ama öz olmuş genel itibari ile.




Toza Sor - John Fante
Atmosferi karanlık, melankoli kokan, yokluğun prensi Bandini'yi anlatan bu eserde, Fante korkularımızın egolarla birleşmesiyle, nasıl yalnız kaldığımızı anlatıyor. Gerçek aşk hikayesi romantizmden nasibini almayandır. Dil olarak etkileyici ancak okuması biraz zordu. Yine de bitmesi uzun sürmedi
8/10
 (Daha sonra tekrar okunmalı) 
  






Deliduman - Emrah Serbes
Daha önce incelemesini yaptığım kitap için söylebileceğim çok fazla sözüm yok, klasik Emrah Serbes romanı, biraz zorlama gibi gelse de o sade sokak üslubu ile güncel olayı birleştirmesi güzel bir ahenk yaratmış. Bana göre eksikliklerini incelemede anlattım. Kısaca güzeldi.
 7/10
(Güzel)







Küçük Kara Balık - Samed Behrengi
Daha önce okumamıştım, 15-20 dakikada okunacağı için gözüm çarptığı anda alıp bir çırpıda bitirdim, yükte hafif pahada ağır kitaplar arasına rahatlıkla giren bir kitap. Mutlaka çocuklara okutulmalı, sürekli hatırlatılmalı. Cesaret öyküsü sıcacık ve etkileyiciydi. Ana düşüncesi nedeniyle tekrar tekrar okunmalı.
 8/10
(Daha sonra tekrar okunmalı)


İşte Zor İnsanlar
Özden Aslan'ın iş hayatı ile gerçek hayatı birleştirdiği kitaplardan biri daha. Kitap, 3 ayrı özelliklerde "zor" insan tipini ve bu kişilerle nasıl başa çıkılabileceği anlatıyor. Öyküler yerinde önermeler verse de hikayeler çok sığ geldi bana. Tabii ki bir romancı gibi anlatmasını beklemiyordum ama önceki kitaplarında daha samimi gelen yapı, bu kitapta değişik bir tarza dönüşmüş. Bütün öykülerinde çalışan kadınları saf, hemen aşık olan kişiler gibi yansıtıyor. Bu da kitabın vermek istediği mesajı geri plana itiyor. Çalışan kızların evlenme düşüncesiyle girdikleri iş yerlerinden anekdotlar gibi duruyor.

 5/10
(Vasat)



40'ının da Kulpu Kırık 40 Türk
Ahmet Şerif İzgören'in kitapları samimidir, bir anda biter ve bir kaç anekdot harici pek akılda kalmaz. Bugüne kadar hemen hemen tüm kitaplarını okuduğum İzgören'in espri anlayışı fena değildi. Bu kitapta da ünlü kişilerin Türk olması halinde yaşanacak durumlar esprili bir şekilde anlatılmış. 40 hikayenin çoğu doğru olabilecek şekilde ancak espri anlayışı vasatı aşamamış bu sefer. 4-5 hikaye dışında beni sarmadı.

 5/10
(Vasat)



Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Saramago tarzını çok severim. Oldukça kısa olan bu öyküde yine sade anlatımı ile vermek istediği mesajı alttan alta yedirerek gerçekleştirmiş. İnsanın kendisini görmesi için dışarıdan bakması lazım felsefesini masalsı bir öyküyle bize sunmuş. 

 8/10
(Daha sonra tekrar okunmalı)







Kitapla kalın.


1 Mart 2016 Salı

Kırılan Bütün Kalplerin Hesabını Soracağız - Deliduman



Deliduman bir direniş kitabı. Taşra kültürü ile büyümüş ve güçlünün yanında yer almayanların hiçe sayıldığı bir ortamda kendine yer edinmeye çalışan yeni yetme bir çocuğun kendini bulma öyküsü. Bir yandan karakterimiz sistemi sorgularken bir yandan ise kardeşinin benliğini de bulması (belki de bulmaması) için elinden geleni yapıyor.

Başta zorlama gibi gelse de sayfalar geçtikçe, Gezi olaylarının içerisindeki hayat hikayesini izlerken, oldukça samimi düşünceler beyninizi kemiriyor. İyisiyle kötüsüyle eleştiri anlamı taşıyan kitapta tek kabul etmediğim nokta, karakterin taşra ile yetişmesine ve hiç dışarı çıkmamasına rağmen aforizmalarının şehir kültürü ile bağdaşık olmasıydı. Bu denge tutabilseydi, diğer kitap Erken Kaybedenler'den daha fazla etki bırakabilirdi bende.


İletişim Yayınları
Türkçe, İstanbul 2014
350 sf. - 2.Hamur - Ciltsiz - 14x20 cm
17,85 TL - idefix


Aldığım notlar ise şöyle ;

# İnsanlar seçimle değil tiple iş başına getirilse kesin kaybederdi.

# Dayımın tepesinde, diğer saçlarına benzemeyen aksi bir saç tutumı dikili durur. Yaptığı bütün piçliklere rağmen çocuksuluğunu korumasını da bu tepesindeki aksi saç tutamına borçludur.

# Çünü MAyki komiklik olsun diye dans etmiyordu, elinden başka bir şey gelmediği için dans ediyordu. Bu ruhsuz dünyaya ruhunu bağışlıyordu dans ederek.

# Gerçek zannetmezseniz rüyaların ne anlamı kalır ki zaten.

# Bizler sabırsızlık yorgunlarıyız, bizler aranmayı beklerken aranmayanlarız. Güzel bir gecenin ardından, ertesi gün aranmayan bütün kadınlar da bizim safımızdadır.

# Her çalışma günün ardından uzun bir tatile çıkmamız gerektiğini hissediyorduk.

# Önce bir özgür olalım da sonra o özgürlükle ne yapacağımızı düşünürüz demiştik. Belki de hiç bir şey yapmazdık. O hissin kendisi yeterdi bize.

# +Sen kimden yanasın?
-Ben bizden yanayım
+Siz kimsiniz?
-Bakacağız.

# Herkes biliyordu, martılar bile biliyordu. Sabahın köründe çığlık atıyorlardı bu yüzden, hiç kimse onlara fikirlerini sormamışken üstelik, biz de biliyoruz demek için, sırf piçliğine.




Konu : Dünyaya kapalı bir beynin, özgürlük düşüncesi ile birlikte dışa açılması
Anlatım : Sade, sokak jargonlu
Merak Hissi : Yüksek
Bilgi Düzeyi : Az (güncel bilgi düzeyi - orta)

Anafikri :
"Varoluşçu fikirlere engel vurulamaz."
Sonuç : 
"Ağzı bozuk deli dolu gencin, sofistik bakış açısıyla dış dünyaya haykırışı"